GEZENTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GEZENTE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2009

ZAGREB-The First Stop

The first stop of my Croatia trip is Zagreb. The capital city of Croatia is the biggest and actually only metropolitan city of the country. I have to admit that before coming I was not expecting such developed, planned and modern city.
I flied to Zagreb with Turkish Airlines with a very good price about 200 €. There are other airlines flying from Istanbul to Zagreb but surprisingly Turkish Airlines rate was the best of all.
Zagreb International airport is 16 km far from the centre of Zagreb. There is a bus service of Croatian Airlines that takes you the city bus terminal. It takes 20 minutes at most and costs 5 €.
Zagreb is the largest and strongest industrial and economic centre in Croatia with 126000 hectar surface area, 1 million inhabitants population.
Average annual temperature is 12 C. In summer it is around 28 C. It is warm enough to feel the summer.
Zagreb can be defined as the city of trams actually. In the city center it is very much easy to get somewhere with trams. I am so lucky that the day I arrived to the city was a national day and all the trams were free.
DSCN1328 copy

DSCN1254 copy









After a long communist regime, the country was introduced to Capitalism. As far as I understand people are very much pleased with that new lifestyle but it seems that they are still living without capitalist passion and eager about earning lots of money and having a brilliant career. It seems like they are just having very fun of living at a very peaceful country and all they want is to keep this as it is.
There is no rush in the traffic. Obeying the traffic rules may not be something surprising but even if there is no car on the road, pedestrians keep waiting for the lights to turn to green for them. I need to say that It is really much for me and I jaywalked:) with a great pleasure ignoring the residents routines.
Guys you have got to know that Zagreb nightlife really sucks! Maybe its being summer time there is no club open
Actually there are some so-called clubs but they seems like cafes serving alcohols. You just sit on the seats outside of the clubs (cafes) and staring at the people passing by or sitting on another clubs seats
Konzum is the very common supermarket of the city spread all around the city. If you are staying at a hostel with a kitchen and you want to cook your dishes, I recommend you to go to Konzum for shopping.
I have stayed in Funk Hostel. It was really nice place to stay. Despite of being a little bit far from the city center It offers more than enough comfort and luxury. The only thing I do not like about Funk Hostel is the shower tab and the water pressure.













The SPOTS of the CITY
Ban Jelacic Square and The Mandusevac Fountain
Ban Jelacic Square is the central focus of modern Zagreb. The square name is coming from a general in the Austrian army Ban Jelacic. He had also governed the country between 1848 and 1859. The statue of Ban Jelacic is placed on the square in 1866, it was removed by the comunist regime in 1947 and it was placed again in 1990.
It is easy to take a tram from this square to go to the other city attractions. Lots of people waits for the tram at this square so it will be a very important spot for you when exploring the city.












The Cathedral and Virgin Mary with Angels
DSCN1215 copy

DSCN1216 copy



DSCN1288 copy

DSCN1224 copy



In front of the Cathedral there is a fountain with gold-plated statues of the Virgin Mary and four angels, the latter symbolizing the Christian virtues of Faith, Hope, Innocence and Humility.












The Mirogoj Cemetery






DSCN1367 copy

DSCN1329 copy



The Zrinski Square












The Saint Mark’s Square
DSCN1196 copy

DSCN1177 copy









16 Ekim 2009

HARLEM "ZİYARETİ"



New York'a 2,5 ay sonunda tekrar dönmüştüm. Çok farklıydım o zaman, çok değişmiş, çok şey öğrenmiştim Amerika hakkında. Sabahın erken saatinde Virginia Beach-New York City seferini tamamlamak üzere otobüsüm terminale girdi. Aslında herşey için çok erkendi, ne yapayım ben şimdi diye düşünürken, aklıma eylül ayında hostellerin genelde dolu olduğu bu yüzden de yer bulmanın oldukça güç olduğu geldi, ben de elimdeki adres listelerinde işaret koyduklarımdan ilkinin yolunu tuttum. Bir haftalık "fun pass" metro kartımı aldıktan sonra sanki daha önce binlerce kez gitmişim gibi kendimden emin, elimdeki ağır bavullara aldırmadan metronun dar kapılardından geçtim. Sonra C hattını beklemeye koyuldum. Bir metro haritası alıp nerde inmem gerektiğini tren gelene kadar yeniden bir kontrol ettikten sonra tren geldi, çok değil beş durak sonra ordaydım...

Yeryüzüne çıktığımda beni güzel binalar karşıladı. Gerçekten güzeldi binalar, çok zengin muhit olmalı burası, acaba yanlış yere mi geldim diye düşünürken sokak, cadde ismine baktım, elimdeki adresi doğruluyordu hepsi, sokağın girişinde oranın sakinleri olduğunu düşündüğüm iki adam konuşuyorlardı, onlara sorsam mı diye düşünürken biri atladı hemen: "are you looking for youth hostel?( hosteli mi arıyorsunuz?)" şaşırdım birden, ben adamlara soracağım sorunun ingilizcesini aklımda birleştirmeye çalışırken gelen bu soruyla birazcık afallayıp iniltili bir "yes" deyiverdim, adam da iki blok ötede 27 numara dedi. Teşekkür edip ilerledim ve bir de baktım hostel oracıkta süzüm süzüm bana bakıyordu. Hazine bulmuş korsan misali kapıyı şevkle çaldım. Açan olmadı. Umutsuzluğa kapıldım bir an, sonra saatime baktım ki , saat daha 7 bile olmamıştı. Çaresiz, insanların uyanmasını bekleyecektim. Merdivenlere oturdum. Yanımda Virginia Beach'te yolda yemek için aldığım cips ve bir tanecik de muz vardı. Sabah kahvaltısını da yapıverdim hemen oracıkta, zaman ilerledikçe hostelin önü de gezgin gençlerle dolmaya başladı. Britanyalı tombul kız Jane, Almanyalı Gerald de sıraya geçtiler. Amerikada hemen hemen herşeyde geçerli "ilk gelen kapar" kuralını anımsayarak sıramı kimseye kaptırmadım.

Kapılar açıldı, resepsiyona gittim, yer olup olmadığını sordum. Otuzunu aştığını tahmin ettiğim fransız aksanlı adam evet dediğinde öyle rahatladım ki anlatamam. Eğer orda yer olmasa idi başka hostelleri bir bir aramak zorunda kalacaktım elimdeki o bavullarla ve bulduğum bu ucuz hostelden kesinlikle daha fazla ödeyecektim. İşlemleri yaptık, parayı ödedim (gecelik 20 dolar) ve yatağıma hızlı adımlarla gidip bedenimi yatağın düzlüğüne salıverdim. Bir iki saat uykudan sonra. "New York'dayım ben dostlarım" diye mailler yollamalıyım diye düşündüm ve internete girebileceğim bir mekan aradım, hostelin böyle bir hizmeti de vardı ama yarım saati 6 dolar gibi uçuk bir ücret talep etmelerine gerçekten içerledim oysa birbirimize ısınmaya daha yeni başlıyorduk. Neyse aklıma Columbia Üniversitesi geldi. Orada yemekhane ve konferans salonu girişinde ayaküstü bedava internete girebileceğim bilgisayarların varlığını hatırladım. Atladım tekrar metroya, haritaya baktım tekrar ve trene bindim. 116. sokakta indim ve duraktan yukarıya çıktığım anda yıkılıverdim. Eski püstü binalar, harabe, terkedilmiş izlenimi veren bir şehir silüeti karşıladı beni. Burası Harlem! dedim içimden, zira heryerde zenciler olması bunu doğruluyordu.

Şaşırdım kaldım, ne tarafa gideceğime karar veremedim, gerisin geriye durağa koşar adımlarla indim, metro kartımı geçirdim ve treni beklemeye başladım, sonra ikinci bir şok daha! Bu duraktan geçen trenler tek yöne gidiyordu, o yüzden karşı durağa geçmeliydim, çıktım yine harlemin karanlığına. Bulamadım durağı , saçma sapan ortalıkta dolaşırken beyaz birini gördüm çölde vaha görmüş bahtsız bedevi misali bu beyaz adamın kutup ayısı olmamasını dileyerek ona doğru yöneldim. Durağın nerde olduğunu sordum, cevapladı, sakindi, ılımlı.

Hızlı hızlı gittim, etrafıma bile bakmıyordum. Metronun merdivenlerinden indim ve metro kartını geçirdim, bilmem kaçıncı şoku da yaşadım! Aynı duraktan ikinci kez geçirdiğim için makine geçemezsin uyarısı verdi, sonra görevliye gittim, kartı kontrol etti, bana "go go" diye bağırdı. Sanki kaç burdan canını kurtar diyordu. Tren hemen geldi ve ben geldiğim gibi tekrar hostelimine döndüm. Açıkcası Newyork'a geldiğimin ilk günü böyle bir hadise yaşamak gerçekten ilginçti. Öyleki manhattan adasının görkemli kısımlarının düzgün, bakımlı binalarla döşenmiş zengin görünümlü elit hali adanın kuzey doğu bölgesine doğru yerini harap binalara, süregelen bir savaş varmış izlenimi veren bir bölgeye bırakıyordu. Aslında herşey içinde tezatını da taşır sözü tam anlamıyla Manhattan'a uyuyordu. Sanırım New York hakkında öğrendim ilk şey de bu oldu.

26 Ağustos 2009

CROATIA TRIP BLOGS TO BE PUBLISHED VERY SOON

I saw I noted and I blogged. Croatia blogs will be published very soon in here.
Thanks for your patience.

15 Ağustos 2009

HEADING TO CROATIA

In 2006 I had attended to a workshop about knowledge assessment methodologies and met a lot of people from different professions and different countries. I was the reporter of my group and actually I took that post over without knowing what exactly I had to do since I had recognized that I need to present all the work done by the group to all attendants and to be in contact with the other reporters of the groups. So I had the chance of knowing most of the people just because of my task.

One of those people was a pretty Croatian girl. I remember her so clearly that on the last day of the workshop we were on a boat trip on Bosporus and she was very much surprised by the views she saw and she said that she never thought that Turkey is that kind of a beautiful and “modern” country. She was always thinking about Turkey being kind of an Arabic country which camels are around, all the landscape is kind of desert and the woman with black scarf.

Now it is my turn. I am heading to Croatia without any information besides its being a part of Yugoslavia once upon a time. I have to admit that I have some stereotypes about the country and its people actually that being relatively rude and not so much welcoming for the foreigners. As I said these are just the prejudgments that need to be repaired so soon and I want to be very suprised as my croatian friend did.

We are flying to Zagreb with Turkish airlines in this saturday afternoon and going to stay at Funk Hostel for two nights. I picked this hostel and totally persuaded by the photos I saw on the hostel website. I hope it would be clean and comfortable otherwise my friend would kill me.

Out itinerary is changed several times but eventually we ended up with a route that we are pledged to follow :)

We will stay in Zagreb for two night and then go to Split and the islands around the Split and then we go to the famous Dubrovnik. So below there is the map of Croatia and the cities we are planning to visit.


07 Ağustos 2007

BİR "CHEESE" DEDİM

Fotografçılıktan anladığımı söyleyemem. Apayrı bir alan olduğunun gayet farkındayım. Işığı, açısı, rengi, filtresi vb. bir sürü parametrenin her birini optimal düzeyde ayarlayıp deklanşöre basmak gerektiğini biliyorum en basitiyle. Evet evet farkındayım en basit şeyleri söylüyorum ama anlıyosunuz işte ne kadar uzak olduğumu fotoğrafçılığa.

İlgi duymakla başlayan pahalı bir süreç aslında kendisi. Zira profesyonel bir makinenin fiyatı 4lü haneli YTL paraları değerinden başlıyor. Fotoğrafçılığa ilgisi ziyadesiyle kabarmış Mustafa insanı ki benim en insan insanlarımdandır, (Bu cümleyi kurarken Lost adasının Benjamin amcası geldi aklıma) gitmiş vermiş bi dolu parayı, almış bir samsung gx10. Makine makine ama, içinde yok yok (Deklanşörüne kadar :P).

Geçen pazar Üsküdar'da buluşup İBB Paşalimanı Tesislerinde Fransız usulu köfteleri (çiğdi hepsi) yedikten sonra kendimizi attık boğazın kenarına. Tekel binasının ön taraflarında oraya buraya uzanıp pozlar verdik durduk, yoldan geçenler garip garip baktılar ara ara, gençtir yaparlar dediler herhalde içlerinden :D

Açıkçası bu denli bir performans beklemiyordum ben Mustafa insanından ama güzel işler çıktı.
Aşağıda göreceğiniz resimleri çeken şahsiyettir kendileri. Buradan tebrik ediyorum kendisini tekrar. Fotoğrafçılık kariyerinde hızla yükselmesini de temenni ediyorum ayrıca. Sen yüksel model hazır burda :D




Orjinal boyutu için : http://rapidshare.com/files/47458606/SG100606.JPG

Orjinal boyutu için : http://rapidshare.com/files/47458923/SG100589.JPG


Orjinal boyutu için : http://rapidshare.com/files/47459014/SG100600.JPG

30 Temmuz 2007

DURUSU KANO SAFARİ

Terkos'a kanoya gittim yine yeniden ve sanırım bu en son gittiğim en zevkli geçen kano maceramdı. Belki kalabalık ve ortamın neşelenmek için gerek ve yeter şartta kafa insanla dolu olmasından belki de o kanoyu bir yerden alıp başka bir yere ulaştırıp sonra da geri getirebilme becerisini tam anlamıyla yapabildiğim için daha da keyf aldım bu seferki kano sefasından. Zira mesela bir öncekinde belime saplanan ağrıdan dolayı ne kürek çekebilmiş ne de gölün üstünde seyretmenin hazzına varabilmiştim adam gibi. Velhasılı kelam gayet eğlencenin dibine vurmuş, hazzın tepesine çıkmış vaziyetteyiz, ziyadesiyle afiyetteyiz efenim...




Burda göreceğiniz resimler, Günbatmadan Tur'un şeker rehberi, sevgili kankam Özlem tarafından çekilmiştir ve maalesef ki bana herhangi bir iltimasta bulunulmamıştır. Bütün resimlerde en nemrut surat ifadem yakalanılmış, en sevimsiz hallerim resmedilmiştir. Bu konuyla ilgili Özlem'e kesinlikle hesap sorulacaktır :)




Eğer sizi de gaza getirdiyse bu blog siz de bir haftasonu kanoyla safariyi deneyin, belki de yıllardır aradığınız içinizdeki o boşluğun sebebini bulacaksınız, huzura kavuşup hayatın anlamını çözeceksiniz kimbilir :)
Ayrıntılı bilgi için:
http://www.gunbatmadan.net/?i=pages&id=69

07 Mart 2007

İZMİT DERİNCE

Gezdim geldim durumu olmadı bu aslında. Gittim, kaldım, eğlendim, geldim logaritmasına daha uygun gezinin özeti, gezdim kısmı gayet eksik zira.

Taksimden alındık bir minibüs tarafından Aydın insanı (ki cidden insandır,candır) ile beraber. Aydın beni taksimde bi yarım saat bekledi sanırım, kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum sabrından dolayı. Bu sıra beni bekleme olayları Aydın'ı sinir ediyor biliyorum ama napiim yaw istanbul burası, olur o kadar:D



Anahtar kelimeler ile anlatıcam bu geziyi:


1.Muhabbet ........ Gırla

2.Samimiyet..........Sıcakkk

3.Eğlence...............Dibine vurmak

4.Kahkaha.............Çenelere kuvvet

5.Tabu................ Sesim kısıldı ama değdi

6.Makarna..........Eline sağlık Aydın

7. Organizasyon........Özlem mükemmelsin

8.Fotoğraf...........Özden biraz daha çalış:P

9.Hava................Küresel ısınma çağında Kar gördük, mutluyuz :D

10.Dia şov, şömine, müzik..............Teşekkürler Herkese!
Yine Gezeriz Biz :D




24 Eylül 2006

BUDAPEŞTE'DEN




Budapeşte'de çok kısa süre kaldım ama görülmesi gereken yerleri gördüm diye düşünüyorum. Bu şehri şu şekilde tanımlayabilirim sanırım : Türk işlemeli Avrupa şehri. O kadar fazla Türk (ya da Osmanlı) havası var ki şehirde bu gerçeği yadsımak mümkün değil. Türk hamamlarından tutun da Türk keklerine Türk yemeklerine, herşeyde biraz Türk tadı var.

Ben şehri sevdim. Şehrin Mimarisini sevdim. Bir şehri sevmem için öncelikle şehrin kıyısından köşesinden suya bulaşması gerekiyor sanırım. Bu açıdan Budapeşte benden ilk artısını aldı. Şehrin damarı Tuna nehri üzerinde bi kaç tane köprü inşa edilmiş. Bu köprüler içinde en güzeli bence Chain Bridge. Köprüyü o kadar sevdim ki Chain Bridge üzerinde yürürken Brooklyn Köprüsü üzerinde yürüyorum hissine kapıldım. Köprünün işlemeli kalın ayakları nehrin üzerinde gayet ihtişamlı görünüyordu. Neden İstanbul'da bu kadar güzel bir köprü yok diye de düşündüm açıkçası. Leonardo, Haliç için bir köprü tasarlamıştı zamanında ve Papa'nın engellemesi ile yapılamamıştı o köprü. İstanbulda da bir Leonardo köprüsü olsaydı ne güzel olurdu.

http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/1630792.stm

http://www.vebjorn-sand.com/thebridge.htm

Burdaki fotoğraflar köprüyle ilgili olanlar, diğer fotoğrafları da aklıma estikçe, üzerine yazılacak bi kaç kelam buldukça yayınlarım.

21 Eylül 2006

COLORS HOSTEL BUDAPEST


COLORS HOSTEL BUDAPEST

Budapeşte'ye yaptığım kısacık gezi sırasında kaldığım Colors Hostel'in iç avluya bakan ve giriş kısımlarının fotolarıdır efenim bunlar. Yer döşemelerinden avludaki beton banka kadar herşeyde muazzam bir estetik zevk ilkbakışta farkedilmektedir. Hostelle ilgili detaylı bilgi ahanda bu linkte mevcuttur.
http://www.colorsbudapesthostel.hu/

Popular Posts